Genel
Yayınlanma: 18 Şubat 2026 - 12:27
Güncelleme: 18 Şubat 2026 - 12:31
UŞAK'TA NELER OLUYOR..!! GAZETECİLER BASIN KULÜBÜNDE TARTIŞTI. UŞAK'TA SİYASET'TE,TİCARET'TE SOSYAL VE TOPLUMSAL OLAYLARDA SON GÜNLERDE NELER OLDU.
Moderatörlüğünü akademisyen gazeteci Kartal Şahin’in yaptığı, gazeteci İzzet Dönmez ile Egem TV Yönetim Kurulu Başkanı Soner Demiröz’ün değerlendirmelerde bulunduğu Basın Kulübü programında gündeme ilişkin önemli konular ele alındı. BASIN KULÜBÜ PROGRAMINI AŞAGIDAKİ VİDEOLU HABERİMİZDE İZLEYEBİLİRSİNİZ.
Genel
18 Şubat 2026 - 12:27
Güncelleme: 18 Şubat 2026 - 12:31

Programda ilk olarak Uşak’ta geçtiğimiz yazdan bu yana yaşanan su sıkıntısı ve son dönemde etkili olan yağışlar konuşuldu. Katılımcılar, doğal olayların siyasete ve dini tartışmalara malzeme edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, yağışların artmasının ardından Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın açıklamalarına değindi. Su sorununun belediye yönetimi açısından en önemli gündem maddesi olduğuna dikkat çekilerek, 2026 yılı içinde susuzluk yaşanmaması temennisinde bulunuldu.
Yerel basının güvenilirliği konusu da programın başlıkları arasında yer aldı. Konuşmacılar, sosyal medyada yayılan bilgilerin doğruluğunun her zaman teyit edilemediğini belirterek, yerel basının erişilebilir ve sorumluluğu belli kaynaklar olması nedeniyle daha güvenilir bulunduğunu ifade etti. Hızlı haber yapma kaygısının yanlış bilgi riskini artırdığına dikkat çekilirken, doğru haberciliğin zaman zaman daha yavaş olmasının doğal olduğu vurgulandı.
Basın İlan Kurumu’nun resmi ilan alabilmek için uyguladığı haber kotasının da haber sayısında artışa neden olduğu belirtilerek, zaman zaman haber değeri düşük içeriklerin de yayınlanmak zorunda kalındığı ifade edildi.
Programda ayrıca kabinede yapılan değişiklikler de değerlendirildi. Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı görevlerine yapılan yeni atamaların bürokrasi kökenli isimlerden oluşmasının avantaj ve dezavantajları tartışıldı. Bürokrasi deneyiminin işleyiş açısından olumlu olabileceği ancak siyasi taleplere erişim konusunda zorluklar yaşanabileceği ifade edildi.
Yargıya güven meselesi de programın dikkat çeken başlıklarından biri oldu. Katılımcılar, Türkiye’de adalet tartışmalarının toplumda güvensizlik oluşturduğunu, bunun hem iktidar hem muhalefet açısından şeffaf süreçlerle giderilmesi gerektiğini dile getirdi. Yargının siyasallaştığı iddialarının ülkeye zarar verdiği belirtilirken, adalet mekanizmasının herkese gerekli olduğu vurgulandı.
Son olarak protesto ve mitingler üzerinden yaşanan tartışmalara değinilerek, demokratik hakların kullanılmasının doğal olduğu ancak provokasyon risklerine karşı dikkatli olunması gerektiği ifade edildi. Sokak olaylarında en büyük zararı çoğu zaman gençlerin gördüğüne dikkat çekildi.Basın Kulübü’nde Sosyal Medya Hukuku, Ekonomi ve Siyaset Gündemi DeğerlendirildiProgramda ilk olarak sosyal medya paylaşımları nedeniyle yaşanan hukuki süreçler gündeme geldi. Konuklar, internet sitelerinde yapılan yorumların çoğu zaman gerçek kişiler tarafından yapılmadığını, sahte hesaplar üzerinden yazılan yorumların site sahiplerini hukuki sorumlulukla karşı karşıya bırakabildiğini ifade etti. Sosyal medyada kimlik doğrulama eksikliğinin hakaret ve iftira riskini artırdığına dikkat çekilerek, yeni düzenlemelerin özgürlükleri kısıtlamadan ancak kişilik haklarını koruyacak şekilde yapılması gerektiği vurgulandı.Katılımcılar, sosyal medya kullanımının amacından uzaklaştığını belirterek özellikle filtreler ve yapay zekâ uygulamalarıyla oluşan sahte kimliklerin toplumda güven sorununa yol açtığını dile getirdi. Tüketim alışkanlıklarının da sosyal medya yorumlarına göre şekillenmesinin ekonomik etkileri olduğu ifade edildi.Ekonomi başlığında ise altın fiyatları ve yatırım tercihleri konuşuldu. Programda, kısa vadeli dalgalanmaların yatırımcıları zarara uğratabileceği, ancak uzun vadede altının değer artışı beklentisinin sürdüğü değerlendirmesi yapıldı. Enflasyon, faiz oranları ve piyasa beklentilerinin yatırım kararlarında belirleyici olduğu vurgulandı.Tarım ve gıda fiyatları da gündeme geldi. Üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkının büyüdüğüne dikkat çekilerek, tarlada düşük fiyata satılan ürünlerin pazarda yüksek fiyatlarla tüketiciye ulaştığı ifade edildi. Aracılık maliyetleri ve piyasa yapısının fiyat artışlarında etkili olduğu belirtildi.Programda ayrıca Uşak’ta son dönemde etkili olan yağışlar da değerlendirildi. Son yılların en yüksek yağış miktarının görüldüğü belirtilirken, su kaynaklarının doğru yönetilmesi ve depolanmasının önemine vurgu yapıldı.Siyaset gündeminde ise Hüseyin Yayman’ın Uşak ziyareti ele alındı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman’ın kentte yaptığı temaslar kapsamında sivil toplum temsilcileriyle bir araya geldiği, sanayi kuruluşlarını ziyaret ettiği ve basın açıklaması yaptığı aktarıldı. Açıklamalarında Uşak Belediyesi’ne yönelik eleştirilerde bulunan Yayman’ın, yüksek hızlı tren projesiyle birlikte Uşak’ın Türkiye’nin önemli şehirlerinden biri olacağını ifade ettiği belirtildi.Programda yerel basının ziyaret programlarında daha fazla yer alması gerektiği de dile getirildi. Siyasi ziyaretlerde yalnızca belirli kesimlerin değil toplumun farklı kesimlerinin dinlenmesinin önemine dikkat çekildi.Son bölümde ise siyasette aday belirleme süreçleri tartışıldı. Katılımcılar, yerel seçimlerde adayların şehirle olan bağının, tanınırlığının ve toplumsal çalışmalarının önemli kriterler arasında olması gerektiğini ifade etti. Vatandaşla doğrudan temas kuramayan siyasetin başarı şansının azaldığı görüşü dile getirildi.Programda ilk olarak Uşak merkeze bağlı Bağbaşı köyünde yapılması planlanan güneş enerji santrali (GES) projesi konuşuldu. Katılımcılar, köy sakinlerinin projeye karşı çıkarak yargı süreci başlattığını, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararının iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle dava açıldığını ifade etti.Köy halkının projeye karşı çıkma gerekçeleri arasında temiz su kaynakları, yaban hayatı ve tarım arazileri üzerindeki olası olumsuz etkiler yer alırken, yaklaşık 60 hektarlık alanı kapsayan ve 84 futbol sahası büyüklüğünde olduğu belirtilen projenin çevredeki diğer köyleri de etkileyebileceği vurgulandı. Programda, yatırım süreçlerinde yerel halkın görüşünün yeterince alınmamasının hem etik hem de hukuki tartışmalara yol açtığına dikkat çekildi.Katılımcılar ayrıca enerji yatırımlarının gerekliliğini kabul etmekle birlikte, projelerin yer seçimi yapılırken yerleşim alanları ve tarım bölgelerinden uzak planlanması gerektiğini ifade etti.Programda madencilik faaliyetleri de gündeme geldi. Uşak’taki altın madeni işletmeleri üzerinden çevresel etkiler tartışılırken, özellikle su tüketimi ve doğaya verilen zarar iddialarının kamuoyunda uzun süredir tartışıldığı belirtildi. Siyasi partilerin ve yerel kurumların bu konuda yeterince açıklama yapmadığı yönünde eleştiriler dile getirildi.Çevre mücadeleleri kapsamında Murat Dağı’nda geçmişte alınan yürütmeyi durdurma kararına da değinilerek, doğal alanların korunmasının önemine vurgu yapıldı. Madenciliğin tamamen karşısında olunmadığı ancak doğaya zarar vermeden yapılması gerektiği ifade edildi.Programda yerel siyaset başlığı da ele alındı. Cumhuriyet Halk Partisi’nde ilçe başkanlığı düzeyinde yaşanan görev değişiklikleri gündeme gelirken, seçilmiş yöneticilerin görevden alınması durumunda kamuoyuna gerekçe açıklanmasının siyasi etik açısından önemli olduğu dile getirildi. Son dönemde siyasete olan güvenin azaldığı yönünde görüşler de paylaşıldı.Ekonomi başlığında ise artan trafik cezaları ve vatandaşın alım gücü konuşuldu. Katılımcılar, cezaların artırılmasının tek başına çözüm olmayacağını, trafik sorunlarının eğitimle kalıcı şekilde çözülebileceğini ifade etti. Sürücü eğitim sisteminin geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.Programda ayrıca Özkan Yalım tarafından hayata geçirilen Halk Et uygulaması da değerlendirildi. Dar gelirli vatandaşlara uygun fiyatlı et sunulmasının olumlu bir sosyal belediyecilik örneği olduğu belirtilirken, yoğun talep nedeniyle ürünlerin kısa sürede tükendiği ifade edildi. Ramazan ayı öncesinde gıda denetimlerinin artırılması gerektiği de dile getirilen görüşler arasında yer aldı.Basın Kulübü programı, yerel yönetimler, çevre politikaları ve ekonomik gelişmelerin toplum üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerle VE BU HABERE SIĞMAYAN BİR ÇOK OLAY, KONU VE KURUM KURULUŞ VE KİŞİLER İLE İLGİLİ KONUŞMA VE DEĞERLENDİRMELERDE sona erdi. TÜRK-SAT UYDUMUZ VE DİJİTÜRK İLE BİRLİKTE ANADOLU TELEVİZYONLARI ORTAK YAYININDA, BU VE BENZERİ BİR ÇOK KONU VE OLAYIN TARTIŞILDIGI BASIN KULÜBÜ PROGRAMINI VİDEOLU HABERİMİZDE İZLEYEBİLİRSİNİZ.
Yerel basının güvenilirliği konusu da programın başlıkları arasında yer aldı. Konuşmacılar, sosyal medyada yayılan bilgilerin doğruluğunun her zaman teyit edilemediğini belirterek, yerel basının erişilebilir ve sorumluluğu belli kaynaklar olması nedeniyle daha güvenilir bulunduğunu ifade etti. Hızlı haber yapma kaygısının yanlış bilgi riskini artırdığına dikkat çekilirken, doğru haberciliğin zaman zaman daha yavaş olmasının doğal olduğu vurgulandı.
Basın İlan Kurumu’nun resmi ilan alabilmek için uyguladığı haber kotasının da haber sayısında artışa neden olduğu belirtilerek, zaman zaman haber değeri düşük içeriklerin de yayınlanmak zorunda kalındığı ifade edildi.
Programda ayrıca kabinede yapılan değişiklikler de değerlendirildi. Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı görevlerine yapılan yeni atamaların bürokrasi kökenli isimlerden oluşmasının avantaj ve dezavantajları tartışıldı. Bürokrasi deneyiminin işleyiş açısından olumlu olabileceği ancak siyasi taleplere erişim konusunda zorluklar yaşanabileceği ifade edildi.
Yargıya güven meselesi de programın dikkat çeken başlıklarından biri oldu. Katılımcılar, Türkiye’de adalet tartışmalarının toplumda güvensizlik oluşturduğunu, bunun hem iktidar hem muhalefet açısından şeffaf süreçlerle giderilmesi gerektiğini dile getirdi. Yargının siyasallaştığı iddialarının ülkeye zarar verdiği belirtilirken, adalet mekanizmasının herkese gerekli olduğu vurgulandı.
Son olarak protesto ve mitingler üzerinden yaşanan tartışmalara değinilerek, demokratik hakların kullanılmasının doğal olduğu ancak provokasyon risklerine karşı dikkatli olunması gerektiği ifade edildi. Sokak olaylarında en büyük zararı çoğu zaman gençlerin gördüğüne dikkat çekildi.Basın Kulübü’nde Sosyal Medya Hukuku, Ekonomi ve Siyaset Gündemi DeğerlendirildiProgramda ilk olarak sosyal medya paylaşımları nedeniyle yaşanan hukuki süreçler gündeme geldi. Konuklar, internet sitelerinde yapılan yorumların çoğu zaman gerçek kişiler tarafından yapılmadığını, sahte hesaplar üzerinden yazılan yorumların site sahiplerini hukuki sorumlulukla karşı karşıya bırakabildiğini ifade etti. Sosyal medyada kimlik doğrulama eksikliğinin hakaret ve iftira riskini artırdığına dikkat çekilerek, yeni düzenlemelerin özgürlükleri kısıtlamadan ancak kişilik haklarını koruyacak şekilde yapılması gerektiği vurgulandı.Katılımcılar, sosyal medya kullanımının amacından uzaklaştığını belirterek özellikle filtreler ve yapay zekâ uygulamalarıyla oluşan sahte kimliklerin toplumda güven sorununa yol açtığını dile getirdi. Tüketim alışkanlıklarının da sosyal medya yorumlarına göre şekillenmesinin ekonomik etkileri olduğu ifade edildi.Ekonomi başlığında ise altın fiyatları ve yatırım tercihleri konuşuldu. Programda, kısa vadeli dalgalanmaların yatırımcıları zarara uğratabileceği, ancak uzun vadede altının değer artışı beklentisinin sürdüğü değerlendirmesi yapıldı. Enflasyon, faiz oranları ve piyasa beklentilerinin yatırım kararlarında belirleyici olduğu vurgulandı.Tarım ve gıda fiyatları da gündeme geldi. Üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkının büyüdüğüne dikkat çekilerek, tarlada düşük fiyata satılan ürünlerin pazarda yüksek fiyatlarla tüketiciye ulaştığı ifade edildi. Aracılık maliyetleri ve piyasa yapısının fiyat artışlarında etkili olduğu belirtildi.Programda ayrıca Uşak’ta son dönemde etkili olan yağışlar da değerlendirildi. Son yılların en yüksek yağış miktarının görüldüğü belirtilirken, su kaynaklarının doğru yönetilmesi ve depolanmasının önemine vurgu yapıldı.Siyaset gündeminde ise Hüseyin Yayman’ın Uşak ziyareti ele alındı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman’ın kentte yaptığı temaslar kapsamında sivil toplum temsilcileriyle bir araya geldiği, sanayi kuruluşlarını ziyaret ettiği ve basın açıklaması yaptığı aktarıldı. Açıklamalarında Uşak Belediyesi’ne yönelik eleştirilerde bulunan Yayman’ın, yüksek hızlı tren projesiyle birlikte Uşak’ın Türkiye’nin önemli şehirlerinden biri olacağını ifade ettiği belirtildi.Programda yerel basının ziyaret programlarında daha fazla yer alması gerektiği de dile getirildi. Siyasi ziyaretlerde yalnızca belirli kesimlerin değil toplumun farklı kesimlerinin dinlenmesinin önemine dikkat çekildi.Son bölümde ise siyasette aday belirleme süreçleri tartışıldı. Katılımcılar, yerel seçimlerde adayların şehirle olan bağının, tanınırlığının ve toplumsal çalışmalarının önemli kriterler arasında olması gerektiğini ifade etti. Vatandaşla doğrudan temas kuramayan siyasetin başarı şansının azaldığı görüşü dile getirildi.Programda ilk olarak Uşak merkeze bağlı Bağbaşı köyünde yapılması planlanan güneş enerji santrali (GES) projesi konuşuldu. Katılımcılar, köy sakinlerinin projeye karşı çıkarak yargı süreci başlattığını, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararının iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle dava açıldığını ifade etti.Köy halkının projeye karşı çıkma gerekçeleri arasında temiz su kaynakları, yaban hayatı ve tarım arazileri üzerindeki olası olumsuz etkiler yer alırken, yaklaşık 60 hektarlık alanı kapsayan ve 84 futbol sahası büyüklüğünde olduğu belirtilen projenin çevredeki diğer köyleri de etkileyebileceği vurgulandı. Programda, yatırım süreçlerinde yerel halkın görüşünün yeterince alınmamasının hem etik hem de hukuki tartışmalara yol açtığına dikkat çekildi.Katılımcılar ayrıca enerji yatırımlarının gerekliliğini kabul etmekle birlikte, projelerin yer seçimi yapılırken yerleşim alanları ve tarım bölgelerinden uzak planlanması gerektiğini ifade etti.Programda madencilik faaliyetleri de gündeme geldi. Uşak’taki altın madeni işletmeleri üzerinden çevresel etkiler tartışılırken, özellikle su tüketimi ve doğaya verilen zarar iddialarının kamuoyunda uzun süredir tartışıldığı belirtildi. Siyasi partilerin ve yerel kurumların bu konuda yeterince açıklama yapmadığı yönünde eleştiriler dile getirildi.Çevre mücadeleleri kapsamında Murat Dağı’nda geçmişte alınan yürütmeyi durdurma kararına da değinilerek, doğal alanların korunmasının önemine vurgu yapıldı. Madenciliğin tamamen karşısında olunmadığı ancak doğaya zarar vermeden yapılması gerektiği ifade edildi.Programda yerel siyaset başlığı da ele alındı. Cumhuriyet Halk Partisi’nde ilçe başkanlığı düzeyinde yaşanan görev değişiklikleri gündeme gelirken, seçilmiş yöneticilerin görevden alınması durumunda kamuoyuna gerekçe açıklanmasının siyasi etik açısından önemli olduğu dile getirildi. Son dönemde siyasete olan güvenin azaldığı yönünde görüşler de paylaşıldı.Ekonomi başlığında ise artan trafik cezaları ve vatandaşın alım gücü konuşuldu. Katılımcılar, cezaların artırılmasının tek başına çözüm olmayacağını, trafik sorunlarının eğitimle kalıcı şekilde çözülebileceğini ifade etti. Sürücü eğitim sisteminin geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.Programda ayrıca Özkan Yalım tarafından hayata geçirilen Halk Et uygulaması da değerlendirildi. Dar gelirli vatandaşlara uygun fiyatlı et sunulmasının olumlu bir sosyal belediyecilik örneği olduğu belirtilirken, yoğun talep nedeniyle ürünlerin kısa sürede tükendiği ifade edildi. Ramazan ayı öncesinde gıda denetimlerinin artırılması gerektiği de dile getirilen görüşler arasında yer aldı.Basın Kulübü programı, yerel yönetimler, çevre politikaları ve ekonomik gelişmelerin toplum üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerle VE BU HABERE SIĞMAYAN BİR ÇOK OLAY, KONU VE KURUM KURULUŞ VE KİŞİLER İLE İLGİLİ KONUŞMA VE DEĞERLENDİRMELERDE sona erdi. TÜRK-SAT UYDUMUZ VE DİJİTÜRK İLE BİRLİKTE ANADOLU TELEVİZYONLARI ORTAK YAYININDA, BU VE BENZERİ BİR ÇOK KONU VE OLAYIN TARTIŞILDIGI BASIN KULÜBÜ PROGRAMINI VİDEOLU HABERİMİZDE İZLEYEBİLİRSİNİZ.
İlginizi Çekebilir












