
2018’de “ÇED gerekli değil” kararını iptal ettiren, 2019’da halkın katılım toplantılarını yaptırmayan Pınarbaşılılar, Uşak Denizli karayolu üzerinde mahkeme ve bilirkişi heyetini karşılayarak ve ardından keşif alanına geçerek bir kez daha “açtırmama iradesini” gösterdiler.
Yevmiye ile çalışan ve keşif için günlük yevmiyelerinden vazgeçen kadınların çoğunluğunu oluşturduğu yaklaşık 500 kişi “bu toprakların sahibi biziz, yurdumuzdan vazgeçmeyeceğiz” diyerek slogan ve pankartlarla tepkilerini gösterdiler.
Sivaslı, Karahallı ve Gürpınar’dan vatandaşların da destek verdiği sürecin ana gündemi, su.
Halk, adını pınarlardan alan Pınarbaşı’nda artık pınar kalmadığını, çünkü mevcut taş ocakları yüzünden yeraltı sularının kaybolduğunu ve kuyuların kuruduğunu söylüyor. Geçmişte 15-20 metreden su çıkarken şimdi 200 metreden suyu zor buluyorlar.
Yine patlatmalar nedeniyle hayvanların düşük yapması ve korkudan ölmesi, meraların tozla kaplanması sonucu, hayvancılık ciddi zarar görmüş.
Yöre geçmişte fasulyesi ile ünlüydü. Ancak taş ocaklarından sonra patlamaların neden olduğu toz yüzünden yılda 7-8 kez yaptıkları hasat bir ikiye, mahsul de yıllık 60 bin tondan 5-6 tona düşmüş.
Taş ocakları hem suyun kaybedilmesine hem de geçim kaynaklarını elinden alarak halkın fakirleşmesine neden olmuş.
Ağaçlar kurumuş, toz yüzünden meyve ağaçları döllenme yapamaz hale gelmiş.
Patlatmaların etkisiyle evlerin duvarları çatlayıp camları kırılır olmuş.
Ayrıca başta astım olmak üzere akciğer hastalıkları ve kanser artmış. Vadesi ile ölen insan sayısının parmakla gösterilir hale geldiğini söylüyorlar.














