
Uşak Barosu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:Uşak ili, Ulubey ve Eşme ilçeleri sınırında, Gümüşkol köyü yakınlarında yer alan Kışladağ Altın Madeni 2006 yılından itibaren tüprağ metal madencilik şirketi tarafından işletilmektedir.Tüm yöre halkının büyük mücadele ve muhalefetine rağmen açılan maden halen yetersiz denetim koşulları büyük bir kirlilik ve su tüketimi ile çalışmaya
devam etmektedir.
Kışladağ Altın Madeni sahasında ve önerilen proje kapsamında ilave olarak bulunan cevher için uygulanan ve uygulanacak madencilik metodu, delme ve patlatmanın yükleme ve taşıma yöntemleri ile birlikte kullanıldığı konvansiyonel açık ocak işletmeciliğidir.
Dolayısıyla ; Kışladağ Altın Madeni, 2006 yılından bu yana bölgemizde geri dönüşü mümkün olmayan çevresel tahribatlara yol açmaktadır.TÜPRAG Metal Madencilik A.Ş. tarafından işletilen bu maden,yaklaşık 750 hektarlık bir alanı tahrip etmiş, 1 kilometre genişliğinde ve yaklaşık 450 metre derinliğinde dev bir çukur oluşturmuştur. oysa
maden 2003 yılında yığın liçi 60 m olarak planlanmış ve tabana serilen geçirimsiz kil ve membran buna göre hesaplanmışken gelinen noktada , bu yığının altındaki geçirimsiz tabakanın dayanıklı olamadığı ve siyanürlü bileşen ve ağır metallerin toprağa, yeraltı sularına sızabileceği aşikardır.
Yine geçirimsiz tabaka dahi serilmeyen 1.125 milyon ton sülfürlü pasa yığınının, yağmur suları ve oksijenle etkileşimi sonucunda asit kaya drenajı oluşması söz konusu olacağından pasa sahasından yeraltı sularına asıtik suların sızması önlenemeyecektir. önlenememiştir.
şu anda ocakda 120 metre yüksekliğinde yani yaklaşık 40 katlı bir gökdelene karşılık gelecek kadar büyük bir toprak yığını oluşmuştur.Bu toprak yigini kontrolsüz bir şekilde maden sahasında durmaktadır. kontrolu zor olan bu büyüklükte bir toprak yığınının iliçteki faciaya benzer bir faciaya sebep olması an meselesidir.İliçde canlar yandı
kışladağda canlar yanmasın sular kirlenmesin diyoruz.
Madenin faaliyetleri sırasında kullanıldığı tahmin edilen 70 bin ton siyanür, toprağımızı ve su kaynaklarımızı kirletmiş, bölgede kanser vakalarının artmasına neden olmuştur. Hayvanlarımız su içtikten sonra ölmüş, tarım arazilerimiz verimsiz hale gelmiştir.
Ayrıca, madenin kapanmasının ardından geride 132 milyon ton atık kalacağı ve bu atıkların başta bakır, cıva, çinko, kadmiyum, krom, kurşun olmak üzere çeşitli ağır metaller içereceği belirtilmektedir. Bu atıklar, asit maden drenajı (AMD) yoluyla su havzalarını kirleterek insan ve çevre sağlığı açısından büyük tehdit oluşturacaktır.
.
MADENDEKİ LİÇ YIĞIN SAHASI, PASA YIĞIN SAHASI VE AÇIK OCAK'TAN KAYNAKLANAN SU KİRLİLİĞİ NEDENİYLE ÇEVRE KÖYLERİNİN SULARI İÇİLEMEZ HALE Gelmiştir.
Aaçık ocakta yeraltı su seviyesinin altına inildiğinde asidik suların yeraltı sularına karışması ve ocak tabanında birikensuyun çevre derelere deşarjı nedeniyle de çevredeki suların kirlenmesi söz konusu olmaktadır.
Madenin işletmeye açılmasından sonra açmış oldukları kuyulardan aşırı su çekmesi ve yine açık ocak yöntemi ile maden işletmesi yapıldığı için yeraltı sularının olumsuz etkilenmesi nedeni ile yörede yeraltı suları çok azalmıştır. Ayrıca sürekli yapılan patlatmalar nedeni ile yeraltı suları olumsuz etkilenmiştir.Önceden daha yakın mesafeli
kuyulardan yeraltı suyu çıkarılabilirken kuyuların daha derine açılması gerekmiştir. Bir kısım kuyular kurumuştur. Yörede asırlardan akmakta olan çeşmeler dinmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı ile 01.01.2022 tarihinden itibaren BÖLGEDE (Ulubey ve Civarı, İnay Köyü, Avgan Köyü diğer bölgelerde) KUYU AÇMAK, SÜRESİZ OLARAK YASAKLANMIŞTIR. Bu durumda MADEN İŞLETMESİNİN BÖLGE HALKININ SUYUNU TÜKETTİĞİNE AÇIK KANITTIR.
Biz su stresi çeken bir ülke konumundayız. , GELECEK YILLARIN SU YÖNÜNDEN DAHADA SIKINTILI OLACAĞIDA acı bir hakikattir. Yabancı şirketler büyük paralar kazanacak diye suyumuzu heba etmelerine göz yumamayız.
çevre köylerdeki içme sularında ve Eşme Belediyesinin yaptırdığı içme suyu kaynak tahlillerinde arsenik oranının çok yüksek olduğu belirlenmiştir. Hatta Karacaahmet ve Söğütlü köyünün yoğun arsenik nedeniyle sularının içilemez nitelikte olduğu tahlil sonuçlarıyla ortaya çıkmıştır.halen uşak il özel idaresi tarafından köylerdeki su içilemez halde olduğundan tankerlele içme suyu taşınmaktadır.
Günümüzden 135 yıl önce uygulanmaya başlanmış ancak şu anda insan sağlığına olumsuz etkisi nedeni ile tüm dünyanın terk ettigi siyanürlü altın çıkarma yöntemi sağlımız pahasına yabancı şirketler para kazanacak diye uygulanmaktadır.Oysa yer altı kaynaklarımız ilimizin ve dahası ülkemizin kullanımın da olmalı ve çıkarılacaksa
insan sağlığına uyumlu bir şekilde çıkarılmalıdır.
Anayasa’nın 56. maddesin de , “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede
yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” hükmü yer almaktadır. .Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2. maddesi yaşam hakkını mutlak ve vazgeçilmez temel insan haklarının başında saymaktadır.Anayasadan ve uluslararası sözleşmelerden aldığımız hakla savunmanın temel unsuru biz avukatlar hem çevreye hemde insan sağlığını korumak ve yer altı madenlerimize sahip çıkmak için bilgi edinme yasası gereğince maden faaliyetlerine ilişkin cevaplanmasını istediğimiz soruları çevre şehircilik ve iklim değişikliği il müdürlüğüne teslim ediyoruz.
Yeryüzünde var olan tüm kutsal kitaplarında kabul ettigi ve üzerine basa basa söyledigi üzere yaşam hakkı kutsaldır.
Bunun içindir ki
1. Kışladağ Altın Madeni'nin faaliyetleri derhal durdurulmalıdır.
2. Bölgedeki çevresel tahribatın giderilmesi için rehabilitasyon çalışmaları başlatılmalıdır.
3. Siyanür ve diğer kimyasalların neden olduğu sağlık sorunları için bölge halkına sağlık taramaları yapılmalı ve gerekli tedaviler sağlanmalıdır.
4. Tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayan vatandaşlarımıza maddi destek verilmeli ve yöre halkının kayıpları telafi edilmelidir.
5. Gelecekte benzer çevre felaketlerinin yaşanmaması için madencilik faaliyetleri sıkı denetim altına alınmalıdır. ve sevgili dostlar degerli yaşam savunucuları biliyoruz ki toprağın üstü altından çok daha değerlidir. sözlerime Kışladağ yeni bir iliç olmalalıdır diyerek sözlerime son son veriyorum teşekkürler"
Uşak barosu avukatları
devam etmektedir.
Kışladağ Altın Madeni sahasında ve önerilen proje kapsamında ilave olarak bulunan cevher için uygulanan ve uygulanacak madencilik metodu, delme ve patlatmanın yükleme ve taşıma yöntemleri ile birlikte kullanıldığı konvansiyonel açık ocak işletmeciliğidir.
Dolayısıyla ; Kışladağ Altın Madeni, 2006 yılından bu yana bölgemizde geri dönüşü mümkün olmayan çevresel tahribatlara yol açmaktadır.TÜPRAG Metal Madencilik A.Ş. tarafından işletilen bu maden,yaklaşık 750 hektarlık bir alanı tahrip etmiş, 1 kilometre genişliğinde ve yaklaşık 450 metre derinliğinde dev bir çukur oluşturmuştur. oysa
maden 2003 yılında yığın liçi 60 m olarak planlanmış ve tabana serilen geçirimsiz kil ve membran buna göre hesaplanmışken gelinen noktada , bu yığının altındaki geçirimsiz tabakanın dayanıklı olamadığı ve siyanürlü bileşen ve ağır metallerin toprağa, yeraltı sularına sızabileceği aşikardır.
Yine geçirimsiz tabaka dahi serilmeyen 1.125 milyon ton sülfürlü pasa yığınının, yağmur suları ve oksijenle etkileşimi sonucunda asit kaya drenajı oluşması söz konusu olacağından pasa sahasından yeraltı sularına asıtik suların sızması önlenemeyecektir. önlenememiştir.
şu anda ocakda 120 metre yüksekliğinde yani yaklaşık 40 katlı bir gökdelene karşılık gelecek kadar büyük bir toprak yığını oluşmuştur.Bu toprak yigini kontrolsüz bir şekilde maden sahasında durmaktadır. kontrolu zor olan bu büyüklükte bir toprak yığınının iliçteki faciaya benzer bir faciaya sebep olması an meselesidir.İliçde canlar yandı
kışladağda canlar yanmasın sular kirlenmesin diyoruz.
Madenin faaliyetleri sırasında kullanıldığı tahmin edilen 70 bin ton siyanür, toprağımızı ve su kaynaklarımızı kirletmiş, bölgede kanser vakalarının artmasına neden olmuştur. Hayvanlarımız su içtikten sonra ölmüş, tarım arazilerimiz verimsiz hale gelmiştir.
Ayrıca, madenin kapanmasının ardından geride 132 milyon ton atık kalacağı ve bu atıkların başta bakır, cıva, çinko, kadmiyum, krom, kurşun olmak üzere çeşitli ağır metaller içereceği belirtilmektedir. Bu atıklar, asit maden drenajı (AMD) yoluyla su havzalarını kirleterek insan ve çevre sağlığı açısından büyük tehdit oluşturacaktır.
.
MADENDEKİ LİÇ YIĞIN SAHASI, PASA YIĞIN SAHASI VE AÇIK OCAK'TAN KAYNAKLANAN SU KİRLİLİĞİ NEDENİYLE ÇEVRE KÖYLERİNİN SULARI İÇİLEMEZ HALE Gelmiştir.
Aaçık ocakta yeraltı su seviyesinin altına inildiğinde asidik suların yeraltı sularına karışması ve ocak tabanında birikensuyun çevre derelere deşarjı nedeniyle de çevredeki suların kirlenmesi söz konusu olmaktadır.
Madenin işletmeye açılmasından sonra açmış oldukları kuyulardan aşırı su çekmesi ve yine açık ocak yöntemi ile maden işletmesi yapıldığı için yeraltı sularının olumsuz etkilenmesi nedeni ile yörede yeraltı suları çok azalmıştır. Ayrıca sürekli yapılan patlatmalar nedeni ile yeraltı suları olumsuz etkilenmiştir.Önceden daha yakın mesafeli
kuyulardan yeraltı suyu çıkarılabilirken kuyuların daha derine açılması gerekmiştir. Bir kısım kuyular kurumuştur. Yörede asırlardan akmakta olan çeşmeler dinmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı ile 01.01.2022 tarihinden itibaren BÖLGEDE (Ulubey ve Civarı, İnay Köyü, Avgan Köyü diğer bölgelerde) KUYU AÇMAK, SÜRESİZ OLARAK YASAKLANMIŞTIR. Bu durumda MADEN İŞLETMESİNİN BÖLGE HALKININ SUYUNU TÜKETTİĞİNE AÇIK KANITTIR.
Biz su stresi çeken bir ülke konumundayız. , GELECEK YILLARIN SU YÖNÜNDEN DAHADA SIKINTILI OLACAĞIDA acı bir hakikattir. Yabancı şirketler büyük paralar kazanacak diye suyumuzu heba etmelerine göz yumamayız.
çevre köylerdeki içme sularında ve Eşme Belediyesinin yaptırdığı içme suyu kaynak tahlillerinde arsenik oranının çok yüksek olduğu belirlenmiştir. Hatta Karacaahmet ve Söğütlü köyünün yoğun arsenik nedeniyle sularının içilemez nitelikte olduğu tahlil sonuçlarıyla ortaya çıkmıştır.halen uşak il özel idaresi tarafından köylerdeki su içilemez halde olduğundan tankerlele içme suyu taşınmaktadır.
Günümüzden 135 yıl önce uygulanmaya başlanmış ancak şu anda insan sağlığına olumsuz etkisi nedeni ile tüm dünyanın terk ettigi siyanürlü altın çıkarma yöntemi sağlımız pahasına yabancı şirketler para kazanacak diye uygulanmaktadır.Oysa yer altı kaynaklarımız ilimizin ve dahası ülkemizin kullanımın da olmalı ve çıkarılacaksa
insan sağlığına uyumlu bir şekilde çıkarılmalıdır.
Anayasa’nın 56. maddesin de , “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede
yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” hükmü yer almaktadır. .Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2. maddesi yaşam hakkını mutlak ve vazgeçilmez temel insan haklarının başında saymaktadır.Anayasadan ve uluslararası sözleşmelerden aldığımız hakla savunmanın temel unsuru biz avukatlar hem çevreye hemde insan sağlığını korumak ve yer altı madenlerimize sahip çıkmak için bilgi edinme yasası gereğince maden faaliyetlerine ilişkin cevaplanmasını istediğimiz soruları çevre şehircilik ve iklim değişikliği il müdürlüğüne teslim ediyoruz.
Yeryüzünde var olan tüm kutsal kitaplarında kabul ettigi ve üzerine basa basa söyledigi üzere yaşam hakkı kutsaldır.
Bunun içindir ki
1. Kışladağ Altın Madeni'nin faaliyetleri derhal durdurulmalıdır.
2. Bölgedeki çevresel tahribatın giderilmesi için rehabilitasyon çalışmaları başlatılmalıdır.
3. Siyanür ve diğer kimyasalların neden olduğu sağlık sorunları için bölge halkına sağlık taramaları yapılmalı ve gerekli tedaviler sağlanmalıdır.
4. Tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayan vatandaşlarımıza maddi destek verilmeli ve yöre halkının kayıpları telafi edilmelidir.
5. Gelecekte benzer çevre felaketlerinin yaşanmaması için madencilik faaliyetleri sıkı denetim altına alınmalıdır. ve sevgili dostlar degerli yaşam savunucuları biliyoruz ki toprağın üstü altından çok daha değerlidir. sözlerime Kışladağ yeni bir iliç olmalalıdır diyerek sözlerime son son veriyorum teşekkürler"
Uşak barosu avukatları











