
Uşak İl sağlık Müdürü Doç. Dr. Tarık Acar'ın koordinesinde düzenlenen konferansa konuşmacı olarak katılan Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Buse Akıncı, salonu dolduran anne ve babalara hayati uyarılarda bulunarak, "Amacımız kaygıyı tamamen yok etmek değil, onu yönetilebilir düzeye getirmektir. Unutmayın; kaygı bulaşıcıdır ama sakinlik de bulaşıcıdır" dedi.
LGS’de Her 4 Çocuktan Biri, YKS’de İse Yarısı Kaygılı!
Sınav kaygısının sadece bireysel bir başarısızlık korkusu olmadığını, yüksek performans gerektiren maratonlarda çok yaygın görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Buse Akıncı, ürkütücü istatistikler paylaştı. Araştırma verilerine göre sınav kaygısının;
LGS yaş grubunda %25 civarında,
Üniversite sınavı (YKS) grubunda ise %48 gibi çok yüksek oranlarda seyrettiğini ifade etti.
Klinik gözlemlerine dayanarak gerçek oranların çok daha yüksek olabileceğine dikkat çeken Dr. Akıncı, özellikle kız çocuklarının depresyon ve kaygı gibi içe atım bozukluklarını daha sık yaşaması nedeniyle bu süreçte daha yüksek risk altında olduğunu vurguladı.
"Çok Çalışan Çocuk Sınavda Neden Kitlenir?"
Ebeveynlerin sıkça dile getirdiği "Çocuğum evde tüm soruları çözüyordu, sınavda dona kaldı" şikayetine beynin çalışma mekanizması üzerinden açıklık getiren Dr. Akıncı, şunları söyledi:
"Biz ders çalışırken bilgileri beynimizdeki 'çalışma belleği' adını verdiğimiz depoda biriktiririz. Sınav esnasında akla gelen 'başaramayacağım, zaman yetmeyecek, herkes benden iyi yapacak' gibi felaketleştirilmiş otomatik düşünceler, o deponun kapısına adeta bir baskı uygular. Bilgi aslında içeride vardır ancak yoğun kaygının yarattığı bu blokaj yüzünden dışarı çıkamaz. Çocuklarımızın 'kitlenme' veya 'her şeyi unuttum' dediği durum tam olarak budur."
"Saçmalama Yaparsın" Cümlesi Çocuğu Rahatlatmıyor!
Ebeveynlerin çocuklarını teselli etmek isterken en sık yaptığı hatanın duyguları küçümsemek veya geçiştirmek olduğunu belirten Uzm. Dr. Buse Akıncı, kullanılan dile dikkat çekti: "Korktuğunu söyleyen bir çocuğa 'Saçmalama, sen çalıştın yaparsın, takma kafana' demek kulağa çok doğru gelse de çocukta hiçbir olumlu karşılık bulmaz. Günlük hayatta hangimiz yoğun bir kaygı yaşarken birinin bize 'takma kafana' demesiyle rahatladık? Çocuklarımızın bizden beklentisi anında bir çözüm bulmamız ya da hazır tavsiyeler vermemiz değil; sadece dinlenilmek ve anlaşıldıklarını hissetmektir."
Sınava Sayılı Günler Kala Aileler İçin "Altın Kurallar"
Uzm. Dr. Buse Akıncı, sınav kapıya dayanmışken ev ortamında hayat kurtaracak pratik adımları ise şöyle sıraladı:
Rutinleri Asla Bozmayın: Sınavdan önceki gün hayatınızda olağanüstü, abartılı bir değişiklik yapmayın. Normal uyku ve beslenme düzeni aynen devam etmeli.
Dışarıdan Yemek Yemeyin: Kaygı, mide ve bağırsak hassasiyetini en üst seviyeye çıkarır. Son hafta zehirlenme ve akut mide şikayetlerinin önüne geçmek için ev yemekleri tercih edilmeli.
Son Gece Tekrarlarını Yasaklayın: Son gece "eyvah şunu da unuttum" dürtüsüyle kitaba sarılmak performansı düşürür. Dinlenmiş bir zihin, yorgun bir zihinden çok daha yüksek performans gösterir.
Sınavı Pazarlık Konusu Yapmaktan Vazgeçin: "Şu okulu kazanırsan sana son model telefon alacağım" gibi rüşvet ve ödüller, motivasyon gibi görünse de çocuk üzerinde devasa bir baskı mekanizmasına dönüşür. Sonuç odaklı değil, süreç odaklı olunmalı; verilen emek her koşulda ödüllendirilmelidir.
Ne Zaman Bir Uzmana Başvurulmalı?
Kaygının normal bir duygu olduğunu ancak belirli bir eşik aşıldığında profesyonel destek alınması gerektiğini belirten Dr. Akıncı; çocukta sürekli karın ağrısı, bulantı, kalp çarpıntısı, nefes darlığı gibi bedensel şikayetler kronikleştiyse, sınav haftasında okuldan kaçma isteği veya aşırı öfke patlamaları baş gösterdiyse zaman kaybetmeden çocuk ve ergen psikiyatrisine başvurulması gerektiğinin altını çizdi.














