Uşak’ta ağız ve diş sağlığı alanında hizmet veren Doç. Dr. Fatih Karaaslan, implant cerrahisi ve ileri diş tedavileri konusunda önemli bilgiler verdi. Akademik kariyerinin ardından kendi ağız ve diş sağlığı polikliniğini kuran Karaaslan; özellikle immediat implantasyon, açık sinüs lifting, periimplantitis ve All-on-4 tedavileri hakkında açıklamalarda bulundu.
Akademik Kariyerini Özel Kliniğinde Sürdürüyor
2011 yılında İstanbul Üniversitesi Çapa Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun olduğunu belirten Doç. Dr. Fatih Karaaslan, 2015 yılında Atatürk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı’nda uzmanlığını tamamladığını ifade etti.
Karaaslan, 2015 yılının Aralık ayından itibaren Uşak Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürüttüğünü, 2026 yılında aldığı kararla üniversitedeki akademik görevlerinden ayrılarak kendi kliniğini kurduğunu söyledi.
Kendi adını taşıyan ağız ve diş sağlığı polikliniğinde hizmet vermeye başladığını belirten Karaaslan, özellikle implant cerrahisi olmak üzere ileri cerrahi teknikler, gömülü 20 yaş dişi çekimleri ile estetik ve kozmetik dental uygulamalar gerçekleştirdiklerini aktardı.
“İmmediat İmplantasyon, Diş Çekimiyle Aynı Anda Uygulanıyor”
İmmediat implantasyonun ne olduğunu da anlatan Karaaslan, uygulamanın diş çekimi ile implantın aynı seansta gerçekleştirilmesi esasına dayandığını belirtti.
Tedavide dişin mümkün olduğunca atravmatik şekilde çekildiğini, çekim soketinin korunduğunu ve mevcut enfeksiyon ile kronik dokuların temizlendiğini ifade eden Karaaslan, uygun vakalarda aynı anestezi altında diş çekimi ve implant uygulamasının yapılabildiğini söyledi.
Bu yöntemin en önemli avantajlarından birinin hastanın ikinci bir cerrahi işlem geçirmesinin önüne geçebilmesi olduğunu belirten Karaaslan, aynı zamanda implant tedavisi için bekleme süresinin kısalabildiğine dikkat çekti.
Karaaslan, özellikle estetik bölgelerde uygun vakalarda implantın yanı sıra protezin de kısa süre içerisinde uygulanabildiğini belirterek, bunun için doğru vaka seçimi, deneyim ve teknolojik altyapının önemli olduğunu vurguladı.
Açık Sinüs Lifting ile Üst Çenede İmplant Tedavisi
Üst çenenin arka bölgelerinde uygulanan açık sinüs lifting hakkında da bilgi veren Karaaslan, diş kayıplarının ardından sinüsün aşağı doğru sarkmasının implant uygulaması açısından kemik yüksekliğini yetersiz hale getirebildiğini söyledi.
Bu durumda sinüs zarının kontrollü şekilde yukarı kaldırıldığını ve implant uygulamasına uygun kemik hacminin oluşturulması amacıyla greft ve membran uygulamalarından yararlanılabildiğini belirten Karaaslan, işlemin uygun koşullarda hasta konforunu gözeterek gerçekleştirilebildiğini ifade etti.
“Periimplantitis İmplant Kaybına Kadar İlerleyebilir”
İmplantların çevresinde görülebilen periimplantitisin de önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çeken Karaaslan, hastalığın implant çevresindeki dokularda iltihabi sürece ve kemik kaybına yol açabileceğini söyledi.
İleri vakalarda implantın kaybedilmesine kadar gidebilen periimplantitisin oluşumunda; implantın doğru konumlandırılmaması, implant-protez uyumsuzlukları ve yetersiz ağız hijyeninin etkili olabildiğini belirten Karaaslan, implantı uygulayan hekimin periimplant hastalıkların tedavisi konusunda da yeterli bilgi ve deneyime sahip olmasının önemine vurgu yaptı.
Karaaslan, periimplantitisin önümüzdeki yıllarda implant tedavilerinin yaygınlaşmasına bağlı olarak daha sık karşılaşılabilecek sorunlardan biri olabileceğini ifade etti.
All-on-4 Tedavisiyle Sabit Protez İmkânı
Karaaslan, kamuoyunda All-on-4 olarak bilinen tedavi yöntemi hakkında da bilgiler verdi.
Özellikle üst çenede sinüs lifting işleminin uygulanamadığı veya kemik yapısının geleneksel implant uygulamalarına uygun olmadığı bazı vakalarda dört implant kullanılarak sabit protez yapılmasının mümkün olabildiğini belirten Karaaslan, benzer şekilde alt çenede de uygun hastalarda dört implant üzerinden sabit protetik rehabilitasyon gerçekleştirilebildiğini söyledi.
Bu yöntemin bazı hastalarda uzun süren ve maliyetli kemik artırma işlemlerine alternatif oluşturabildiğini ifade eden Karaaslan, ancak All-on-4 tedavisinin her hasta için uygun olmadığının altını çizdi.
Özellikle altı implantla rehabilitasyon yapılabilecek uygun vakalarda All-on-4 tedavisinin genellikle ilk seçenek olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Karaaslan, yöntemin daha çok ileri kemik kaybının bulunduğu ve kemik artırma işlemlerinin zor veya uygun olmadığı vakalarda, doğru teşhis ve kapsamlı tedavi planlamasıyla değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Doğru Teşhis ve Doğru Planlama Büyük Önem Taşıyor”
İmplant tedavilerinde yalnızca cerrahi uygulamanın değil, hastanın genel ağız ve diş yapısının değerlendirilmesi, doğru vaka seçimi ve protetik planlamanın da büyük önem taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Fatih Karaaslan, modern teknolojilerin hastalara daha konforlu ve planlı tedavi seçenekleri sunabildiğini ifade etti.
Karaaslan, implant tedavilerinde başarının; doğru teşhis, doğru vaka yönetimi, cerrahi deneyim, uygun protetik planlama ve hastanın ağız hijyenine dikkat etmesi gibi birçok faktörün birlikte değerlendirilmesine bağlı olduğunu belirtti.



