
Vitaminlerin vücut için doğrudan bir enerji kaynağı olmadığını ifade eden Prof. Dr. Duran, buna rağmen enerji üretimi ve metabolik süreçlerin sağlıklı şekilde yürütülmesinde kritik görevler üstlendiklerini söyledi. Dengeli ve sağlıklı beslenen, vitamin emilimini etkileyen herhangi bir sağlık sorunu bulunmayan bireylerin rutin olarak vitamin takviyesi kullanmasına çoğu zaman ihtiyaç olmadığını vurguladı.
Vitaminlerin yağda çözünen ve suda çözünen olmak üzere iki gruba ayrıldığını belirten Duran, özellikle yağda çözünen vitaminlerin emilebilmesi için safra salgısına ihtiyaç duyulduğunu, bu nedenle bu gruptaki vitaminlerin tok karnına alınmasının önerildiğini kaydetti.
Kontrolsüz ve uzun süreli vitamin kullanımının ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Duran, A vitamininin yüksek dozda kullanımının karaciğer hasarına, B vitamininin nöropati gibi nörolojik hastalıklara, C vitamininin böbrek taşı riskinin artmasına yol açabileceğini ifade etti.
D vitamininin bilinçsiz kullanımının kanda kalsiyum seviyesini yükselterek böbrek taşı, kireçlenme, bulantı, kusma ve kafa içi basınç artışı gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirten Duran, E vitamininin yüksek dozda kullanımının kanama riskini artırabileceğini, K vitamininin ise gereğinden fazla alınmasının kanın pıhtılaşma eğilimini yükseltebileceğini söyledi.
Toplumda vitaminlerin tamamen zararsız ürünler olarak görüldüğünü ancak bunun doğru olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Cevdet Duran, vitamin takviyelerinin yalnızca gerçek bir eksiklik tespit edildiğinde ve mutlaka hekim önerisi doğrultusunda kullanılması gerektiğinin altını çizdi.














