
Sevgili vatandaşlarım, gün birleşme günüdür, gün dikta yönetimlerine, darbelerine karşı direnme günüdür. Gün, halkın sesini dinleme günüdür. Bugün Taksim’deyiz; birlikteyiz. Bizim için hepimizin tarih yazdığı bir gündür bugün. Biz Taksim’e niçin geldik? Taksim’de ne yapacağız? Hedefimiz ne? Bütün bunlara yanıt vermek için, cevap vermek için bir Taksim Manifestosu hazırladım. Şimdi bunu sizlere okuyacağım. 10 Maddelik bir Taksim Bildirgesi.
Taksim Bildirisi - 24 Temmuz 2016
1 - 15 Temmuz darbe girişimi parlamenter demokrasimize karşı yapılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanmış, ama bombalar altında parlamento görevini yapmış ve darbeyi püskürtmüştür. Bu darbe girişiminin sorumlularını, iç ve varsa dış destekçilerini kınıyor ve lanetliyoruz.
2 - Bütün siyasal partiler darbe girişimine karşı çıkmış, demokrasi konusunda Türkiye’de tartışmasız bir “Ortak payda” oluşmuştur. Bu ortak tutum ve anlayış, siyasette uzlaşma kültürünün güçlenmesine de katkı vermek zorundadır.
3 - Her türlü darbeye ve parlamenter sistem üzerindeki her türlü vesayete karşı çıkmak tüm demokratların, demokrasiden yana olanların, bu ülkeye namus borcudur. Hep birlikte ve her zaman, “Ne darbe ne dikta, yaşasın tam demokrasi” demeliyiz ve söylemeye de devam etmeliyiz.
4 – Demokratik Parlamenter sistemimize karşı yapılan darbe girişimi, halkın “Direnme hakkını” kullanmasıyla ayrı bir anlam ve boyut kazanmıştır. Direnme hakkı demokrasiyi korumanın meşru bir yolu olarak ortaya çıkmıştır.
5 – Demokrasimizin teminatı olan “Demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti” ilkesinin, Türkiye için ne kadar yaşamsal olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır. Demokratik, laik sosyal hukuk devleti, bizi çağdaş uygarlığa taşıyacak olan en temel anahtardır.
6 – Bu darbe girişimi. Anayasa’da; “Yasama, yürütme ve yargı olarak” yer alan; “güçler ayrılığı” ilkesinin, demokrasideki denge ve denetleme işlevinin güvencesi olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
7 – “Balyoz”, “Ergenekon” ve “Casusluk” gibi davalarda, mağdur edilen insanların, itibar ve haklarının iadesi, kaçınılmaz olarak bütün siyasal partilerin gündeminde olmak zorundadır.
8 – Bu darbe girişimi, devlet yönetiminin liyakate dayanması gerektiğini çok açık biçimde ortaya koymuştur. Devletin yapılanmasında, siyasal yandaşlık, akrabalık, cemaatçilik, tarikatçılık değil; bilgi, birikim ve deneyim gibi ilkeler esas alınmalıdır. Bir başka anlatımla, devleti yönetme yerine, devleti ele geçirme anlayışını tarihe gömmeliyiz. Bu bağlamda devletin yeniden inşası zorunludur.
9 – İnancı, kimliği, yaşam tarzı ne olursa olsun, bu ülkenin güzel insanları bu ülkenin caddelerinde, sokaklarında, meydanlarında, parklarında, özgürce gezebilmelidir. Hiç kimse unutmasın, 15 Temmuz darbe girişimi 3. sınıf demokrasinin ortaya çıkardığı bir tablodur. Bu ülkenin insanları, 3. sınıf demokrasiye değil, özgürlükçü demokrasiye yani tam demokrasiye layıktır. Türkiye tümüyle darbe hukukundan arınmalıdır.
10 – Devlet; kinle, öfkeyle, önyargıyla yönetilmez. Darbe girişiminde bulunanlar hukuk içinde, hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalınarak yargılanmalıdır. Devletin vakarı ve ciddiyeti bunu zorunlu kılmaktadır. İşkence, kötü muamele, baskı, tehdit, devleti darbecilerle aynı duruma düşürür. Buna izin verilmemelidir. On maddeyi Taksim Manifestosu olarak oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler ellerini kaldırsınlar. Bayrakları değil, ellerini kaldırsınlar sadece ellerini kaldırsınlar. Şimdi ben bütün medya mensubu arkadaşlarımdan, bütün fotoğrafçılardan, bütün televizyonlardan, dünya tarihine geçecek olan, Türkiye’nin demokratik anlayışını dünya tarihine nakşedecek olan bu tabloyu çekmelerini istiyorum.
Sevgili vatandaşlarım, elini kaldıran güzel vatandaşlarım, artık çocuklarınıza, torunlarınıza diyeceksiniz ki; “24 Temmuz 2016’da Taksim Meydanında, demokrasiye ve cumhuriyete bağlılığımızı, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarına bağlılığımızı, el kaldırarak onayladık” diyeceksiniz. Bu onur, bu ülkenin tüm vatandaşlarına aittir.
Hepinize en içten şükranlarımı, saygılarımı sunuyorum.
Evet, hep birlikte bir tarih yazdık. Hep birlikte demokrasiye sahip çıktık. Hep birlikte cumhuriyetimize sahip çıktık. Taksim Manifestosu, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokrasi tarihinde yerini alacaktır. Yüz binlerin oyuyla kabul edilen bir manifesto… Dünyada ilk kez kabul ediliyor, bu açıdan destek veren, gönül veren bütün yurttaşlarıma, hepinize gerçekten de yürekten şükranlarımı sunuyorum. Sağ olun var olun diyorum, demokrasi adına.
Sevgili vatandaşlarım, cumhuriyete ve demokrasiye gönül veren vatandaşlarım, 24 Temmuz önemli bir gündeyiz, aynı zamanda tarih yazan bir kentteyiz, üç büyük imparatorluğa başkentlik yapmış İstanbul’dayız. Tarihi bir meydandayız, Taksim Meydanındayız ve tarihi bir gündeyiz.
Taksim Meydanı bizim demokrasi tarihimizde yer alan önemli bir meydandır. 3 Haziran 1977 Ecevit’e suikast düzenleneceği söylendiğinde, Ecevit şu açıklamayı yaptı, “Yarın tek başıma Taksim’e gideceğim” dedi ve Taksim’e geldi, arkasında bugün olduğu gibi yüz binler vardı.
1 Mayıs 1977 “Kanlı 1 Mayıs” olarak tarihe geçen bir gün ve o gün çok sayıda vatandaşımız Taksim Meydanında hayatını verdi. “Kanlı 1 Mayıs” olarak bizim tarihimizde yer alan ve henüz aydınlığa kavuşmamış olan bu olay, yine bu meydanda geldi. Ama bu meydan bugün “Cumhuriyetin ve Demokrasinin Meydanı” oldu, bu açıdan hepinize yürekten şükranlarımı sunuyorum.
Ve Taksim Meydanı, ulu çınarları ile bize gülümseyen meydan, ağaçların kesilmemesi için, gençlerin, gençlerin doğaya sahip çıktığı bir meydan. Bu meydanda Gezi olayları yaşandı. Ve o olaylarda, ellerinde karanfiller, ellerinde kitaplarla gençlerimiz, bu ülkenin gençleri, umudumuz, bu ülkenin umudu, hep beraber ayağa kalktı.
Ülkemizi seviyoruz, insanlarımızı seviyoruz, onlarla beraber bir arada kardeşçe yaşamak istiyoruz. Ayrılık gayrılığın olmadığı bir Türkiye’yi inşallah hep beraber inşa edeceğiz.
Az önce söyledim, bugün tarihi bir gün, bugün Lozan Antlaşması’nın kabul edildiği bir gün. 780 bin kilometrelik bir alanın, yani Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olduğunu egemen devletlere kabul ettirdiğimiz bir gün. Lozan’ı bize yaşatan, Lozan’ı hayata geçiren özgürlüğümüzün ve bağımsızlığımızın tapu senedi olan Lozan’ı hayata geçiren bütün dostlara, bütün tarihe, Mustafa Kemal ve arkadaşlarına şükranlarımızı sunuyor ve onları saygıyla anıyoruz. dedi.
Taksim Bildirisi - 24 Temmuz 2016
1 - 15 Temmuz darbe girişimi parlamenter demokrasimize karşı yapılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanmış, ama bombalar altında parlamento görevini yapmış ve darbeyi püskürtmüştür. Bu darbe girişiminin sorumlularını, iç ve varsa dış destekçilerini kınıyor ve lanetliyoruz.
2 - Bütün siyasal partiler darbe girişimine karşı çıkmış, demokrasi konusunda Türkiye’de tartışmasız bir “Ortak payda” oluşmuştur. Bu ortak tutum ve anlayış, siyasette uzlaşma kültürünün güçlenmesine de katkı vermek zorundadır.
3 - Her türlü darbeye ve parlamenter sistem üzerindeki her türlü vesayete karşı çıkmak tüm demokratların, demokrasiden yana olanların, bu ülkeye namus borcudur. Hep birlikte ve her zaman, “Ne darbe ne dikta, yaşasın tam demokrasi” demeliyiz ve söylemeye de devam etmeliyiz.
4 – Demokratik Parlamenter sistemimize karşı yapılan darbe girişimi, halkın “Direnme hakkını” kullanmasıyla ayrı bir anlam ve boyut kazanmıştır. Direnme hakkı demokrasiyi korumanın meşru bir yolu olarak ortaya çıkmıştır.
5 – Demokrasimizin teminatı olan “Demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti” ilkesinin, Türkiye için ne kadar yaşamsal olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır. Demokratik, laik sosyal hukuk devleti, bizi çağdaş uygarlığa taşıyacak olan en temel anahtardır.
6 – Bu darbe girişimi. Anayasa’da; “Yasama, yürütme ve yargı olarak” yer alan; “güçler ayrılığı” ilkesinin, demokrasideki denge ve denetleme işlevinin güvencesi olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
7 – “Balyoz”, “Ergenekon” ve “Casusluk” gibi davalarda, mağdur edilen insanların, itibar ve haklarının iadesi, kaçınılmaz olarak bütün siyasal partilerin gündeminde olmak zorundadır.
8 – Bu darbe girişimi, devlet yönetiminin liyakate dayanması gerektiğini çok açık biçimde ortaya koymuştur. Devletin yapılanmasında, siyasal yandaşlık, akrabalık, cemaatçilik, tarikatçılık değil; bilgi, birikim ve deneyim gibi ilkeler esas alınmalıdır. Bir başka anlatımla, devleti yönetme yerine, devleti ele geçirme anlayışını tarihe gömmeliyiz. Bu bağlamda devletin yeniden inşası zorunludur.
9 – İnancı, kimliği, yaşam tarzı ne olursa olsun, bu ülkenin güzel insanları bu ülkenin caddelerinde, sokaklarında, meydanlarında, parklarında, özgürce gezebilmelidir. Hiç kimse unutmasın, 15 Temmuz darbe girişimi 3. sınıf demokrasinin ortaya çıkardığı bir tablodur. Bu ülkenin insanları, 3. sınıf demokrasiye değil, özgürlükçü demokrasiye yani tam demokrasiye layıktır. Türkiye tümüyle darbe hukukundan arınmalıdır.
10 – Devlet; kinle, öfkeyle, önyargıyla yönetilmez. Darbe girişiminde bulunanlar hukuk içinde, hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalınarak yargılanmalıdır. Devletin vakarı ve ciddiyeti bunu zorunlu kılmaktadır. İşkence, kötü muamele, baskı, tehdit, devleti darbecilerle aynı duruma düşürür. Buna izin verilmemelidir. On maddeyi Taksim Manifestosu olarak oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler ellerini kaldırsınlar. Bayrakları değil, ellerini kaldırsınlar sadece ellerini kaldırsınlar. Şimdi ben bütün medya mensubu arkadaşlarımdan, bütün fotoğrafçılardan, bütün televizyonlardan, dünya tarihine geçecek olan, Türkiye’nin demokratik anlayışını dünya tarihine nakşedecek olan bu tabloyu çekmelerini istiyorum.
Sevgili vatandaşlarım, elini kaldıran güzel vatandaşlarım, artık çocuklarınıza, torunlarınıza diyeceksiniz ki; “24 Temmuz 2016’da Taksim Meydanında, demokrasiye ve cumhuriyete bağlılığımızı, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarına bağlılığımızı, el kaldırarak onayladık” diyeceksiniz. Bu onur, bu ülkenin tüm vatandaşlarına aittir.
Hepinize en içten şükranlarımı, saygılarımı sunuyorum.
Evet, hep birlikte bir tarih yazdık. Hep birlikte demokrasiye sahip çıktık. Hep birlikte cumhuriyetimize sahip çıktık. Taksim Manifestosu, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokrasi tarihinde yerini alacaktır. Yüz binlerin oyuyla kabul edilen bir manifesto… Dünyada ilk kez kabul ediliyor, bu açıdan destek veren, gönül veren bütün yurttaşlarıma, hepinize gerçekten de yürekten şükranlarımı sunuyorum. Sağ olun var olun diyorum, demokrasi adına.
Sevgili vatandaşlarım, cumhuriyete ve demokrasiye gönül veren vatandaşlarım, 24 Temmuz önemli bir gündeyiz, aynı zamanda tarih yazan bir kentteyiz, üç büyük imparatorluğa başkentlik yapmış İstanbul’dayız. Tarihi bir meydandayız, Taksim Meydanındayız ve tarihi bir gündeyiz.
Taksim Meydanı bizim demokrasi tarihimizde yer alan önemli bir meydandır. 3 Haziran 1977 Ecevit’e suikast düzenleneceği söylendiğinde, Ecevit şu açıklamayı yaptı, “Yarın tek başıma Taksim’e gideceğim” dedi ve Taksim’e geldi, arkasında bugün olduğu gibi yüz binler vardı.
1 Mayıs 1977 “Kanlı 1 Mayıs” olarak tarihe geçen bir gün ve o gün çok sayıda vatandaşımız Taksim Meydanında hayatını verdi. “Kanlı 1 Mayıs” olarak bizim tarihimizde yer alan ve henüz aydınlığa kavuşmamış olan bu olay, yine bu meydanda geldi. Ama bu meydan bugün “Cumhuriyetin ve Demokrasinin Meydanı” oldu, bu açıdan hepinize yürekten şükranlarımı sunuyorum.
Ve Taksim Meydanı, ulu çınarları ile bize gülümseyen meydan, ağaçların kesilmemesi için, gençlerin, gençlerin doğaya sahip çıktığı bir meydan. Bu meydanda Gezi olayları yaşandı. Ve o olaylarda, ellerinde karanfiller, ellerinde kitaplarla gençlerimiz, bu ülkenin gençleri, umudumuz, bu ülkenin umudu, hep beraber ayağa kalktı.
Ülkemizi seviyoruz, insanlarımızı seviyoruz, onlarla beraber bir arada kardeşçe yaşamak istiyoruz. Ayrılık gayrılığın olmadığı bir Türkiye’yi inşallah hep beraber inşa edeceğiz.
Az önce söyledim, bugün tarihi bir gün, bugün Lozan Antlaşması’nın kabul edildiği bir gün. 780 bin kilometrelik bir alanın, yani Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olduğunu egemen devletlere kabul ettirdiğimiz bir gün. Lozan’ı bize yaşatan, Lozan’ı hayata geçiren özgürlüğümüzün ve bağımsızlığımızın tapu senedi olan Lozan’ı hayata geçiren bütün dostlara, bütün tarihe, Mustafa Kemal ve arkadaşlarına şükranlarımızı sunuyor ve onları saygıyla anıyoruz. dedi.

















