Uşak Şehit Mehmet Çetin İmam Hatip Ortaokulu’nda düzenlenen söyleşide, Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Hande Günel Okumuş, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna (DEHB) ilişkin bilgiler paylaştı. Söyleşide özellikle çocukların dikkatlerini sürdürmekte neden zorlandıkları ve bu durumun öğrenme süreçlerine nasıl yansıdığı üzerinde duruldu.
DİKKAT, BEYNİN YÖNETİCİ İŞLEVLERİYLE YAKINDAN İLİŞKİLİ
Dr. Hande Günel Okumuş, beynin ön bölgesinde yer alan prefrontal korteksin planlama, yargılama, organizasyon ve karar verme gibi üst düzey bilişsel işlevlerde önemli rol oynadığını belirtti. Yürütücü işlevler olarak adlandırılan bu becerilerin temel bileşenlerinden birinin dikkat olduğunu ifade eden Okumuş, dikkatin günlük yaşamda farklı biçimlerde kullanıldığını anlattı.Dikkati sürdürme, kısa süreli bilgileri hafızaya alma, belirli bir uyarana odaklanma ve dikkat dağıldıktan sonra yeniden yapılan işe dönebilme becerilerinin öğrenme açısından önemli olduğunu vurgulayan Okumuş, bu süreçlerin beynin işleyişiyle bağlantılı olduğunu dile getirdi.
“DİKKAT EKSİKLİĞİ BİR MEKANİZMA FARKLILIĞIDIR”
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun nörobiyolojik temellerine değinen Okumuş, beyindeki dopamin ve noradrenalin sistemlerinin dikkat ve yürütücü işlevlerle ilişkili olduğunu belirtti. DEHB’de bu sistemlerin işleyişindeki farklılıkların dikkat süreçlerini etkileyebildiğini ifade etti.Bu durumu bir orkestra şefinin müzisyenleri yönetmesine benzeten Okumuş, beynin yürütücü işlevlerinin dikkati düzenlediğini, ancak bu düzenleme sürecindeki güçlüklerin dikkatin devamlılığını etkileyebildiğini anlattı.Okumuş, dikkat eksikliği yaşayan çocukların bir işe başlamakta her zaman zorlanmadıklarını, asıl güçlüğün çoğu zaman dikkatlerini uzun süre aynı iş üzerinde tutmak olduğunu belirtti. Çevresel uyaranların yeterince kontrol edilemediği durumlarda çocukların dikkatlerinin kolayca dağılabildiğini ve başladıkları işi tamamlamakta güçlük yaşayabildiklerini kaydetti.
KALABALIK SINIFLAR VE DIŞ UYARANLAR DİKKATİ ETKİLEYEBİLİYOR
Sınıf ortamındaki gürültü, kalabalık ve dikkat dağıtıcı unsurların, dikkatini sürdürmekte zorlanan çocuklar açısından süreci daha da güçleştirebildiğine dikkat çeken Okumuş, uygun öğrenme ortamının önemini vurguladı.Dikkatin devamlılığında yaşanan güçlüklerin çocuklarda çabuk sıkılma, hareketlilik ve bir işi yarım bırakma gibi davranışlarla kendini gösterebildiğini belirten Okumuş, bu davranışların değerlendirilmesinde çocuğun içinde bulunduğu koşulların da dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
“SEVDİĞİ İŞE ODAKLANABİLMESİ, DİKKAT SORUNU OLMADIĞI ANLAMINA GELMEZ”
Söyleşide ailelerin sıkça dile getirdiği konulara da değinen Dr. Hande Günel Okumuş, dikkat eksikliği yaşayan bazı çocukların sevdikleri etkinliklere uzun süre odaklanabilirken sorumluluklarını yerine getirirken zorlanabildiklerini anlattı.İlgi duyulan etkinliklerin beyindeki motivasyon ve dikkat süreçlerini etkileyebildiğini belirten Okumuş, bu nedenle çocuğun sevdiği bir işle uzun süre ilgilenebilmesinin dikkat eksikliği bulunmadığı anlamına gelmediğini vurguladı. Özellikle yapılması gereken ancak çocuk tarafından ilgi çekici bulunmayan görevlerde dikkat sorunlarının daha belirgin hale gelebileceğini ifade etti.Okumuş, ailelerin dikkat etmesi gereken bir diğer noktanın ise çocukların bazı ayrıntıları çok iyi hatırlayabilmesi olduğunu belirtti. Seçici dikkat becerisinin korunabildiğini, buna karşın dikkati uzun süre sürdürme konusunda güçlük yaşanabileceğini kaydeden Okumuş, bir ayrıntıyı fark etmenin veya hatırlamanın, öğrenme için gerekli olan sürdürülebilir dikkatin yeterli olduğu anlamına gelmediğini dile getirdi.Uşak Şehit Mehmet Çetin İmam Hatip Ortaokulu’nda gerçekleştirilen söyleşide, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun anlaşılması, çocukların yaşadığı güçlüklerin doğru değerlendirilmesi ve öğrenme süreçlerinin desteklenmesi konularında bilgilendirme yapıldı.