
Güvenir; “Atatürkçü Düşünce Derneği, 1989 yılında, 19 Mayıs 1989 yılında kuruldu. Kurucu Genel Başkanımız Muammer Aksoy'dur. Muammer Aksoy'un yanında, elli Aydın Türk aydını tarafından kurulmuştur. Bunların içerisinde Uğur Mumcu vardır. Bahriye Üçok vardır. Nusret Fişek hocamız yani çok değerli insanlar vardır. ve 1989 yılında aslında o aydınlar bugünkü yaşadığımız karanlık ortamı gördükleri için Atatürkçü Düşünce Derneği'ni kurma kararı almışlar. O zaman Muammer Aksoy ve arkadaşları şunu görmüşler.
Atatürk devrim ve ilkelerine karşı toplumda yaygın bir şekilde şeriatçı gruplar tarafından özellikle cemaat ve tarikat tarafından Atatürk ilkelerine ve devrimlerine karşı bir saldırı olduğunu ve bunlara özellikle 12 Eylül’den sonra yol verildiğini fark ederek Atatürk devrim ve ilkelerini, daha doğrusu Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ve ekonomik ve sosyal anlamda çağdaş düzeye erişme yolunda önündeki engel olarak gördükleri için Atatürkçü Düşünce Derneği'ni kurma kararı almışlar. Yani bu gidişat Atatürk ilke ve devrimlerini yok etmeye yönelik. Türk halkının geleceğini karartmaya yönelik bir çalışma olduğunu fark etmişler. Ve sosyal anlamda sivil toplum anlamda Atatürk ilkelerine sahip çıkmaya çalışılmış bu amaçla kurulmuş. Hatta kurulmasından yedi ay sonra Profesör Doktor Kurucu Başkanımız Muammer Aksoy ne yazık ki katledilmiştir. Yani bu katledilmesinin temelinde Atatürk ilke ve inkılaplarına sahip çıkmaya çalışan bu aydınlarımızı öldürerek aslında halkımıza gözdağı verilmiştir.
Yani ümitleri kırılmaya çalışılmıştır ve bu doksan yılında bu cinayet işlenmiştir. Hatta daha sonra Bahriye Üçok öldürülmüştür. Turan Dursun öldürülmüştür. Necip Hamdioğlu öldürülmüştür. Uğur Mumcu öldürülmüştür. Bunlar tamamı kendisini Cumhuriyetçi, Atatürkçü bir çizgide gören aydınlardır. Hani biz bunlara devrim ve demokrasi şehidi diyoruz. Devrim ve demokrasi şehitleridir. Yani Atatürkçü Düşünce Derneği bu uğurda Cumhuriyetimizin temel ilkeleri, Atatürk'e ilkeleri ve üniter yapıyı savunma açısından şehitler vermiş bir dernektir. Hatta İstanbul'da bir şubemizde çalışanımızın boğazı kesilerek öldürülmüştür ve şehit vermeye de devam etmiştir, aslında biz bu cinayetlerden sonra Atatürkçü Düşünce Derneği aslında bir aydın örgütlenmesi şeklinde düşünülürken bu cinayetler toplumda büyük bir infial yaratmış ve bu infial sonucunda da toplumda Atatürkçü Düşünce Derneği'ne karşı büyük bir eğilim oluşmuş. Gören genel merkez ve her yerden gelen şube istekleri sonucunda Atatürkçü Düşünce Derneği şube sayısı Türkiye genelinde müthiş derecede yaygınlaşmıştır. Şu an Türkiye'de üç yüz otuz altı Atatürkçü Düşünce Derneği şubemiz vardır. Yani bunun yanında temsilciliklerimiz de vardır ve bu şube ve temsilciliklerimizde milletimizi aydınlanma çalışmalarına devam ediyoruz. Gençlik kollarımız var. Ve bu gençlik kollarımızla da genel gençlere dönük çalışmalarımız da yapıyoruz.
Atatürkçü Düşünce Derneği öncelikle Türkiye Cumhuriyeti'nin kurtuluşu ve kuruluşu döneminde yapılan devrimlere yani buna biz Türk aydınlanma devrimi diyoruz. Türk aydınlanma devriminin o özel günlerini özellikle dikkate alarak çeşitli faaliyetler sergilemektedir. Örneğin Cumhuriyet Bayramı 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos gibi. Yirmi dört Temmuz gibi bu özel günlere yönelik çeşitli etkinlikler düzenlemektedir. Bunun yanında gençliğe yönelik de çalışmaları vardır. Gençlik kamplarımız olur bizim. Özellikle 19 Mayıs'ta Samsun'da. Her yıl mutlaka gençlik kampı düzenleriz.
Orada gençlerimize eğitim veririz. Yani sordu sadece tarih eğitimi falan da verdiğimiz yok. Yani gençlerimizi yaşama hazırlama. Aydın bir Türk genci olarak düşünme, sorma, sorgulayan bir gençlik yetiştirme yönünde orada çalışmalarımız oluyor. Onun dışında gene 25-26 Ağustos'ta özellikle Büyük Taarruz'da yine Büyük Taarruz'u hatırlatma açısından Kurtuluş Savaşı'nın başlangıcını hatırlatma açısından Afyon, Kocatepe kampımız oluyor. Gençlik kampımız oluyor. Özellikle onun yirmi üçünde başlatıyoruz. Üç dört gün devam ediyor. Yirmi beş yirmi altı Ağustos'a bağlayan gece yani Kurtuluş Savaşı'nın başladığı gece oraya Kocatepe'ye yürüyüş düzenliyoruz. Bütün halk buraya geliyor. Yani Türkiye'nin çeşitli yerlerinden geliyor. Onu da aslında ayrıntılı olarak anlatmak isterim, orada halkla buluşma oluyor ve Kocatepe'ye çıkılıyor. Orada resmi törenler de oluyor. O resmi törenlerde yine gençliğimiz orada katılıyor. Türk tüm GYK üyelerimiz de Genel Başkanımız beraber orada oluyor. her yıl bunları yapıyoruz. Hatta yaz kamplarımız da oluyor bizim. Köyceğiz yaz kampımız oluyor gene gençliğe yönelik. Kamplarımız oluyor. Tabii ki şube bazında da farklı etkinliklerimiz oluyor. Yani söylediklerim genellikle genel merkez düzeyinde etkinlikler. Her şubemizin farklı etkinlikleri oluyor. Örneğin Uşak Atatürkçü Düşünce Derneği'nin kurmuş olduğu bir ödevi projesi vardır. Aybey Mahallesi'ndeki çocuklarımız çok iyi bilir. Anne babalar da çok iyi bilir.
Çocukların eğitimine yönelik ilkokul çocuklarının eğitimine yönelik orada çalışmalar yapıyoruz. Şu an Uşak Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanımız ve yönetimi son derece başarılı bir şekilde bunu götürüyor. Gençlerimizle birlikte Türkiye'ye örnek bir projedir." dedi.
Atatürk devrim ve ilkelerine karşı toplumda yaygın bir şekilde şeriatçı gruplar tarafından özellikle cemaat ve tarikat tarafından Atatürk ilkelerine ve devrimlerine karşı bir saldırı olduğunu ve bunlara özellikle 12 Eylül’den sonra yol verildiğini fark ederek Atatürk devrim ve ilkelerini, daha doğrusu Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ve ekonomik ve sosyal anlamda çağdaş düzeye erişme yolunda önündeki engel olarak gördükleri için Atatürkçü Düşünce Derneği'ni kurma kararı almışlar. Yani bu gidişat Atatürk ilke ve devrimlerini yok etmeye yönelik. Türk halkının geleceğini karartmaya yönelik bir çalışma olduğunu fark etmişler. Ve sosyal anlamda sivil toplum anlamda Atatürk ilkelerine sahip çıkmaya çalışılmış bu amaçla kurulmuş. Hatta kurulmasından yedi ay sonra Profesör Doktor Kurucu Başkanımız Muammer Aksoy ne yazık ki katledilmiştir. Yani bu katledilmesinin temelinde Atatürk ilke ve inkılaplarına sahip çıkmaya çalışan bu aydınlarımızı öldürerek aslında halkımıza gözdağı verilmiştir.
Yani ümitleri kırılmaya çalışılmıştır ve bu doksan yılında bu cinayet işlenmiştir. Hatta daha sonra Bahriye Üçok öldürülmüştür. Turan Dursun öldürülmüştür. Necip Hamdioğlu öldürülmüştür. Uğur Mumcu öldürülmüştür. Bunlar tamamı kendisini Cumhuriyetçi, Atatürkçü bir çizgide gören aydınlardır. Hani biz bunlara devrim ve demokrasi şehidi diyoruz. Devrim ve demokrasi şehitleridir. Yani Atatürkçü Düşünce Derneği bu uğurda Cumhuriyetimizin temel ilkeleri, Atatürk'e ilkeleri ve üniter yapıyı savunma açısından şehitler vermiş bir dernektir. Hatta İstanbul'da bir şubemizde çalışanımızın boğazı kesilerek öldürülmüştür ve şehit vermeye de devam etmiştir, aslında biz bu cinayetlerden sonra Atatürkçü Düşünce Derneği aslında bir aydın örgütlenmesi şeklinde düşünülürken bu cinayetler toplumda büyük bir infial yaratmış ve bu infial sonucunda da toplumda Atatürkçü Düşünce Derneği'ne karşı büyük bir eğilim oluşmuş. Gören genel merkez ve her yerden gelen şube istekleri sonucunda Atatürkçü Düşünce Derneği şube sayısı Türkiye genelinde müthiş derecede yaygınlaşmıştır. Şu an Türkiye'de üç yüz otuz altı Atatürkçü Düşünce Derneği şubemiz vardır. Yani bunun yanında temsilciliklerimiz de vardır ve bu şube ve temsilciliklerimizde milletimizi aydınlanma çalışmalarına devam ediyoruz. Gençlik kollarımız var. Ve bu gençlik kollarımızla da genel gençlere dönük çalışmalarımız da yapıyoruz.
Atatürkçü Düşünce Derneği öncelikle Türkiye Cumhuriyeti'nin kurtuluşu ve kuruluşu döneminde yapılan devrimlere yani buna biz Türk aydınlanma devrimi diyoruz. Türk aydınlanma devriminin o özel günlerini özellikle dikkate alarak çeşitli faaliyetler sergilemektedir. Örneğin Cumhuriyet Bayramı 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos gibi. Yirmi dört Temmuz gibi bu özel günlere yönelik çeşitli etkinlikler düzenlemektedir. Bunun yanında gençliğe yönelik de çalışmaları vardır. Gençlik kamplarımız olur bizim. Özellikle 19 Mayıs'ta Samsun'da. Her yıl mutlaka gençlik kampı düzenleriz.
Orada gençlerimize eğitim veririz. Yani sordu sadece tarih eğitimi falan da verdiğimiz yok. Yani gençlerimizi yaşama hazırlama. Aydın bir Türk genci olarak düşünme, sorma, sorgulayan bir gençlik yetiştirme yönünde orada çalışmalarımız oluyor. Onun dışında gene 25-26 Ağustos'ta özellikle Büyük Taarruz'da yine Büyük Taarruz'u hatırlatma açısından Kurtuluş Savaşı'nın başlangıcını hatırlatma açısından Afyon, Kocatepe kampımız oluyor. Gençlik kampımız oluyor. Özellikle onun yirmi üçünde başlatıyoruz. Üç dört gün devam ediyor. Yirmi beş yirmi altı Ağustos'a bağlayan gece yani Kurtuluş Savaşı'nın başladığı gece oraya Kocatepe'ye yürüyüş düzenliyoruz. Bütün halk buraya geliyor. Yani Türkiye'nin çeşitli yerlerinden geliyor. Onu da aslında ayrıntılı olarak anlatmak isterim, orada halkla buluşma oluyor ve Kocatepe'ye çıkılıyor. Orada resmi törenler de oluyor. O resmi törenlerde yine gençliğimiz orada katılıyor. Türk tüm GYK üyelerimiz de Genel Başkanımız beraber orada oluyor. her yıl bunları yapıyoruz. Hatta yaz kamplarımız da oluyor bizim. Köyceğiz yaz kampımız oluyor gene gençliğe yönelik. Kamplarımız oluyor. Tabii ki şube bazında da farklı etkinliklerimiz oluyor. Yani söylediklerim genellikle genel merkez düzeyinde etkinlikler. Her şubemizin farklı etkinlikleri oluyor. Örneğin Uşak Atatürkçü Düşünce Derneği'nin kurmuş olduğu bir ödevi projesi vardır. Aybey Mahallesi'ndeki çocuklarımız çok iyi bilir. Anne babalar da çok iyi bilir.
Çocukların eğitimine yönelik ilkokul çocuklarının eğitimine yönelik orada çalışmalar yapıyoruz. Şu an Uşak Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanımız ve yönetimi son derece başarılı bir şekilde bunu götürüyor. Gençlerimizle birlikte Türkiye'ye örnek bir projedir." dedi.


















