Kıbrıs’taki Barbarlık Müzesi’ne hiç gittiniz mi? Barbarlık Müzesi aslında bir ev... 1960’larda Kıbrıs’ta görev yapan tabip Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi ve 3 oğlu ile birlikte yaşadıkları yuvaları... Müzenin kapısında onlarca mermi izleri karşılıyor sizi... İçeri girince duvarları makineli tüfeklerden çıkan 33 kurşunla delik deşik edilmiş duvarlar görüyorsunuz.
Ne bir karakol ne karargah ne de askeri hedef... Sadece bir ailenin yaşadığı mütevazı bir eve hangi nefretle boşaltılmış olabilir ki şarjörler? Sonra banyoya doğru yürüyorsunuz... Camekanla kaplı banyoda bir küvet duruyor. Aradan geçen onlarca yıla rağmen küvetteki kan lekeleri çarpıyor gözünüze... Kimin kanı mı? tabiî ki Kıbrıslı Türk bir ailenin …
1963’de Noel öncesi EOKA üyesi Rumlar Türklere karşı saldırıya Lefkoşa’nın batısındaki Kumsal semtini basarak başladılar. İrfan Bey sokağına girdiklerinde 2 numaralı eve yöneldiler. Mürivet Hanım çocuklarının pijamalarını yeni giydirmiş yatağı henüz açmıştı. Silah seslerini duyar duymaz çocuklarını kaptığı gibi banyoya saklandı. Oğullarını küvetin içine doldurdu. Sarmaladı. Bağrına bastı. O esnada EOKA’cı katiller kapıyı kırıp eve girdi. Sağa sola ateş etmeye başladılar. Nihat Binbaşı ile Mürivet Hanım’ın en küçük oğlu Murat o yıl başlamıştı ilkokula... Silah seslerini duyunca tutamadı kendini ağlamaya başladı. Ağlama sesini duyan EOKA’cılar banyoya yöneldi... Ve o küveti ölüm çukuruna çevirdiler. Katliamın ardından ancak 2 gün sonra girilebildiler Kumsal’a... 2 numaralı evdeki manzara korkunçtu: Küvetin içinde cansız yatan bir kadın, göğsü üzerinde iki oğlu ve dizinden başına uzanmış bir oğlu daha...
Barbarlık Müzesi o evdir işte... 24 Aralık 1963’te Rumlar tarafından evlerinin banyosunda katledilen Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi Mürivet, oğulları: Murat, Kutsi ve Hakan’ın acısının anıtıdır o ev... Türklere ‘barbar’ diyenlere ‘Barbar kim?’ göstermek için kurulmuş bir ibret vesikasıdır.
O acıları deşip yeni nefret tohumları ekmek değil niyetimiz.. ama tarihi ve acıları unutmak ta olmamalı hiçbir şey kolay kazanılmadı.. bu gün kendi soydaşlarını korumak ve daha fazla kan dökülmemesi amacıyla KIBRIS BARIŞ HAREKATIYLA Kıbrıs’a giren Mehmetçiğe işgalci gözle de bakılmamalı..
Ama Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi geçmişte Türkiye’ye Kıbrıs Harekatı nedeniyle 90 milyon ceza bile kesti..: Barış Harekatı’nın cezası 90 milyon Euro ise, küvette 3 minik evladı ile masum bir kadını katletmenin ve genç yaşında tüm ailesini yitirip, yapayalnız kalmış bir adamın hayatının bedeli Avrupa’nın ‘insaniyet standartlarına’ göre ne kadar dı acaba?
KIBRIS’ta Türkiye ‘ye işgalci gözüyle yaklaşan AVRUPA BİRLİĞİ bu küvette bu evde ve daha nice evde kan akıtılırken masum çocuklar katledilirken neredeydiniz.. Türkiye ne yapmalıydı katliamı oturup izlemelimiydi?
adına KIBRIS SORUNU dediğiniz KIBRISI yeniden Rumlaştırıp birleştirme planlarınızı hayata geçirmek için TÜRKİYE’den garanti bekleyen Avrupa ve Rum tarafı siz bir daha bu katliamların olmayacağına dair nasıl bir garanti veriyorsunuz esas bunu konuşmak lazım..






