Sevgili Dostlar bugün ev hali nedir ondan konuşmak istedim.
Çoğunuzun bildiği gibi eşim genel cerrah ve 2 oğlum var. Takdir edersiniz ki 3 erkekle evde tek kadın oldukça zorlu mücadele (nazire yapıyorum) verdim. Ama en çok da cerrahla yaşamak, onun tarafından hayatını anlamak ve ona göre davranmak çok zor.
Zor olan aslında onun yaşadıklarına adapte olmak…….
" Evde olmadığı halde ısrarla arabası burada niye saklıyorsun doktoru muayene olacağız diyeni mi, birbirlerini bıçaklayıp bıçaklayıp sonra - abi gözünün yağını yiyeyim kurtar beni diyeni mi; yoksa derdime derman olur diyerek tüm alabalıkları vücuduna sarıp 1 haftadır türüm türüm tüterek muayeneye gelen, balıktan hacamata kadar her şeyle tedavi olmaya çalışanları mı; saatlerce uğraşıdan sonra koskoca bir tümörü karnından çıkardığı için -bir boşluk hissedeyom toktur bey aceba yanlış ameliyat neyim mi yaptın ne- diyen teyzeyi mi (çünkü teyzeye yakınları kansersin diyemiyor da yok bir şeyin diyor); yoksa annesine daha idrar tahlili yapılmış ama onda kötü bir hastalık var doktorum sen bana söylemiyorsun diyerek saatlerce telefonda ağlayan ve benim annem nasıl kanser oldu diye yakınanı mı; ya da safra kesesi ameliyatından sonra bir türlü ayağa kalkmak istemeyen 130 kiloluk hastanın - içinde bir şey unutmuş olmayasın- diyerek kısaca teşhisi koyan yeğenini mi" hatırlayayım bilemiyorum.

Ancak bunlar "Her Türk Hekim Doğar " sözüne bakıldığında ufak tefek kalıyor. Hiçbir şeyi bilmeyen Türk Ferdimiz yok gibidir. Şimdi bir de yapay zekâ var yarıştığımız, düşünün yorucu hayatımızı. Yıllardır standart olarak telefon sesi kapanmadı bizim evde. Bari benim telefon çınlamasın diye ben kapatırım ki beni gece arayan ancak annem, kardeşlerim ya da çocuklarımdır. Ama hilafsız her gece yarısı zıplarım telefon sesiyle, alıştım mı hayır sadece kalbimin ritmini yavaşlatıyorum o kadar. Çocuklar daha geçen gün söyledi babalarının yaptığı ameliyat için akran zorbalığıyla karşılaşmış ve çok tartışma yaşamışlar lisede. Hanginiz babanızın yaptığı ameliyatı 14-15 yaşındaki onların deyimiyle ergen bücürlerle konuşup, yıl boyu onlarla derslere girip, neşe içinde oyun oynayıp üniversite sınavına girmek için hazırlandınız. Bir de erken git-geç gel prosedürü var evimizde. Belki birçok kişi için 6.30 çok korkunç bir saat ama bizim neşeyle kalkmamız ve kahvaltı etmemiz gereken sonrasında çocukları sırasıyla derslere, sınavlara, kurslara ve bilumum okul hayatına hazırlamamız için gün doğumuydu. Hala da öyle.
Bugün bunları gülerek ve neşe içinde hatırlamamın bir sebebi var ki bugün 17 Temmuz 2025 ve biz tam bugün evlendik. 33. Yıla adım attığımız bugünde hepinizin bizimle en azından Uşak halkının birer anısı olduğuna inanıyorum ve ev halimize sizi de ortak etmek istedim. Çünkü ben 33 yıldır ayrıca sizlerle de bir nevi evliyim. Hayatımda sizsiz bir hatıram yok gibi. Tatile gitsek sizinleyiz, evde otursak sizinleyiz, yurtdışında olsak sizinleyiz. Sizden bıktım mı hayır aksine hayatımda UŞAK olmasaydı çok renksiz bir dönem olurdu. Ben kendi memeleketimden, doğduğum yerden daha fazla sizinleydim. Sizin konuşmalarınız Amca dayı, herkesten aldım payı; sizin serzenişleriniz, sizin çirşekleriniz için korkularınız(Çapak. Göz iltihabında oluşur.), sizin hele bak bizim oğlan deyişleriniz, alacatene, döndürme yemekleriniz, Allahdan sağlık, devletden aylık; yin yin gudurun gırannık sözleriniz………. ( Maaşlı bir işte çalışanlara söylenilen bu deyişte, aylık alanlara hem imrenme, hem de onları kıskanma, olduğu görülür. Koyu yazılmamış ve eğik karakterde yazılan n harfleri genizden söylenir: Alıntı Op. Dr. Mehmet Yaşar Ünal-Uşak İli köyler Sözlüğü Kitabı)
Her şeye rağmen işini iyi yapan hekim olmak saygınlık ve sevgi dolu bakışları hissetmek bu birkaç keyifli örnekle birlikte hayatımıza renk katıyor. Ancak bu serzenişlerimizi söylerken dikkat etmeli ağzımızın ayarını kaçırmamalıyız. Do var öküz durduru(r), do var saban gırdırı(r) (kırdırır). Çift sürerken dönüm başına varınca hayvanları durdurmak için uzunca bir dooo (dooha, ooha) denir. Öküzler durunca çift süren kişi pulluğu tutmakta olduğu kulpundan yukarı çekerek kaldırır topraktan çıkarır; elindeki üvendirenin arka ucuna takılı spatula şeklindeki demirden yapılmış gecenez ile pullukta yapışan çamur balçık varsa, kazıyarak temizler, pulluğun boğazına takılan otları çıkarır.

Çiftçi tekrar geri dönmek için bir eliyle pulluğu yana çekerken öteki elinde bulunan üvendirenin ucundaki bizlengeci, dıştan dönecek öküzün kabasına hafifçe dokundurarak bir deeeh der. Öküzler komutu anlar geriye döner çizgiye girerler, pulluğu çekerler, böylece tarlanın sürülmesine devam edilir. Eğer yanlış komut verir, yanlış taraftaki öküze üvendireyi dürterseniz hayvanlar şaşırır, bunun üzerine daha fazla bağırır vurursanız üvendireyi, korkan öküzler pulluğu da sürükleyip kaçarlar. Pulluk veya sabanı da kırabilirler.
Bir sözü söyleme şekliniz, başka insanlarla konuşurken de çok önemlidir. Birkaç üzücü hatıramız olsa da bu da bizim CEREMEMİZ olsun diyorum ve yine Sevgili Mehmet Yaşar Ünal Abi’nin sözlüğündeki tarifle size veda ediyorum.
Cereme : Yapılan bir suç için ceza olarak ödenen para, zarar ziyan.
Ceremesi ne gadar? Yapılan bir hizmetin veya satın alınanacak malın fiyatı ne kadar?
Sevgilerimle……...
Not: Sn. Mehmet Yaşar Ünal’dan alıntıladığım tüm sözlüğe bu sayfadan ulaşabilirsiniz.
https://www.academia.edu/62209304/U%C5%9Fak_%C4%B0li_K%C3%B6yler_S%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BC_Dr_Mehmet_Ya%C5%9Far_%C3%9CNAL







Yazılarınızı okuyorum, yüzünüzde güleç, neden bir kadın olarak siyasette değilsiniz. Sizlerede ihtiyaç var,bu birikim daha çok işe yaramalı bence.
Sizi tanımıyorum ama ilgiyle Egem Tv sitesinde takip ediyorum, Tv de ayrıca programınız varmı , onuda takip etmek isterim Başarılar.
İki Kaliteli isim Egem Tv ve Ayşe Hoca çok güzelsiniz.
Yazılanların çoğuna şahit olduğum için; bazen güldüm,bazen de gözüm yaşardı.Yazmaya devam.